5. sayı: “kıymetlimisss”

G HARITALI KAPAK

bu sayıda:

anlık esriklikler neticeleri no.1 5 •
roman’ın son oğlu 6 •
susma 12 •
elinin humoruyla şiirime karıştın 14 •
mağara destanlar yazar 15 •
darlık 16 •
değili 17 •
aile boyu şiir 18 •
fantastik kurgu-soruşturma 21 •
bayan culi 36 •
tam istihdam 41 •
unutuşlar 44 •
beynamaz 55 •
babam bir gün gelecek 59 •
dönüş 61 •
dil döndürme 66 •
hapishane notları 68 •
ruznâme 70 •
otel odaları-tayfun pirselimoğlu 72 •
peter pan-j.m. barrie 74 •
ş şiir dergi-ilk sayı 76


 

Yorumlar

  1. alinti
    ali bircan diyor ki; 10 Ocak 2010, 17:41:

    oldukça başarılı bir sayı. kapak açısından diğer sayılardan hoş olmuş. beynamaz ve hapisane notları ise öne çıkan yazılar benim açımdan. başarılar dilerim. kolay gelsin.

  2. alinti
    aykut diyor ki; 11 Ocak 2010, 01:36:

    Teşekkürler Ali bey, kapağı beğenmiş olmanıza özellikle çok sevindim.
    Selamlar

  3. alinti
    Ahmet Kırtıl diyor ki; 11 Ocak 2010, 12:06:

    Kapak içi resimlerini çok beğeniyorum. Bu sayıdaki resim de oldukça güzeldi. Yazılarla ilgili olarak; özellikle dikkatimi çekenler şunlar oldu: Şiirde Ali Seyfi, hikâyede Mustafa Çevikdoğan, kitap tanıtım yazısında Rıdvan Temizer. Başarılar dilerim.

  4. alinti
    Nusret Fırıncı diyor ki; 11 Ocak 2010, 14:31:

    derginizin her sayıda biraz daha iyiye gittiğini görmekten mutluluk duyuyoruz. bu sayınız da kapağından, mizanpajına, soruşturmasından, içeriğine kadar oldukça güzel olmuş.özellikle Ahmet Büke nin bir hikayesini okumak beni ayrıca mutlu etti. hikayeler genel olarak güzel, içlerinde bir tek Faruk S. Akhan ın unutuşlarını pek sevemedim. Eşim tefrikalarınızın için teşekkür etmemi istedi. Yayımlanan eserler bir yana tefrika geleneğini yaşatmaya yönelik çabalarınız bizi çok memnun ediyor.

    şiir, maalesef derginizin yumuşak karnı. okunmyacak, okurda hiç bir etki bırakmayacak şiirler olmasalar da, bir kaç tanesi hariç genellikle nesirlere göre biraz sönük kalıyorlar. bu sayıda Cİhat Duman ın şiirini çok beğendik. Susma şairini de kutlamak isterim.

    soruşturma konunuz ilginç, ancak maalesef yabancısı olduğum bir mevzu. bir yandan da bizler gibi fantastik edebiyata yabancı kalabalık bir kitlenin varlığı, bu sayıda ki soruşturma konusunun ne kadar isabetli seçildiğinin bir göstergesi olsa gerek.

    kitap tanıtımları, daha doğrusu kitap tavsiyeleri mi desek? kitap tavsiyeleri aynı özgün ve zarif yapısında ve aynı lezzette devam etmiş. Ruzname yine derin derin düşünmeye itiyor insanı ancak Ömer Bey mazur görsün bu defa yaptığı “kolaj” çalışması fazla lezzet vermedi.

    emeği geçen herkesi tebrik eder, yeni sayınızın hayırlı olmasını dilerim.

    Nusret

  5. alinti
    Derya Dölkeleş diyor ki; 12 Ocak 2010, 10:38:

    Derginize gerek ismi, gerek kapağıyla epey zamandır aşinalığım vardı ancak daha fazlası için yeteri kadar ilgilenememiştim. “evet, mümkündür” hiç hatrımdan çıkmayan ilk çıkış cümlenizdi. Ayrıca 4ncü sayınızdaki “bu kuş dilidir, bunu Süleyman bilir”in bir alıntıdan daha fazlası olduğunu düşünmüştüm. Aylardır belirli bir ciddiyetle manşet atan derginizin son sayısında ilgilisinin diline pelesenk olmuş bir sözü -”kıymetlimisss”- kapağa taşıması, bana bir laubalilikten çok gençliği ve heyecanı hissettirdi ve sizlerin yaptığınız işten keyif aldığınızı anladım. Bu keyif hiç bozulmasın ve hep güzel işler çıkarın diyor, tebrik ediyorum.

  6. alinti
    ceyda kiraz diyor ki; 13 Ocak 2010, 12:44:

    bence kapak tasarımınızda sadeliği korumalısınız. diğer sayılarınızda böylesi bir zerafet vardı ancak bu sayı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. kapakla ilgili diğer bir husus ise arkadaki şiir olsa gerek; gece fragmanlarıyla aynı lezzeti vermese de dikkate değer bir şiirdi.

    hikayelerden en çok “babam bir gün gelecek” eserinden etkilendim. çok özgün bir anlatımı vardı. selman bayerin şiirine bir türlü aşina olamamakla beraber ali seyfiyi her sayı zevkle okuduğumu belirtmek isterim.

    lafı çok uzatmamalı, kolaylıklar…

  7. alinti
    Ahmet Salih Gürer diyor ki; 15 Ocak 2010, 11:16:

    Bence Ğ’nin şiir konusundaki zaafı yayınladığı şiirlerin niteliğinden ileri gelmiyor. Diğer edebiyat dergilerindeki şiirlerden daha kötü ya da genel olarak vasatın altında şiirler değil bunlar. Asıl sorun bu nitelikli şiirlere ulaşmanın zorluğu. Çok fazla şiir var piyasada ancak adamakıllı şiir bulmak çok zor. Yani sorunun odağı Ğ değil, genel anlamda Türk şiirinin mevcut durumudur. Nesir yazmanın emeğini göze almış olanlar ne olursa olsun edebiyat ı ciddiye alanlardır. Ancak eline kalemi alıp, oturduğu yerden beş dakika içinde saçmalıklar zırvalayan herkes etrafı şiir çöplüğüne dönüştürüyolar. Bu kalabalık ortamda “saf ve gerçek” şiirde maalesef hem ulaşılması zor hem de sayısal anlamda azınlıkta kalıyor. Ğ nin ve muhtemelen pek çok edebiyat dergisini çektiği sıkıntı da budur zaten. Elbette yayımladıkları şiiri makul bir editöryal süzgeçten geçiriyorlardır. Bu süzgeçin beklenti çıtası yüksek olduğu minvalde yayımlanan şiir sayısı da azalıyor. Benim genel olarak edebiyat dergilerinde ve Ğ de gördüğüm de budur.
    Herşeye rağmen dergilerin takındıkarı tavrı da benimsememiz gerek. Aksi halde matbu yayınlarda internet gibi şiir çöplüğüne dönüşecektir. Olsunda az olsun ve elbette öz olsun.

    Ğ dergisine yayın hayatında başarılar diliyorum. Güzel ve hakikaten kaliteli bir dergi, en başta samimiyet var bunu her cümlede hissedebiliyorum. Belki kendilerini nasıl konumlandıracakları konusunda emin değiller ama edebi anlamda içten gelen duygular besledikleri aşikar. Ğ dergisinin yayın hayatı ne kadar uzun olursa hem kendilerine hem de edebiyat ortamımıza katkı sağlayacakları açık.

    Sevgiler ve tebrikler.

  8. alinti
    aykut diyor ki; 16 Ocak 2010, 23:03:

    Ahmet Salih bey, Ğ ve dergilerde şiirin durumu ile ilgili tespitlerinize büyük oranda katılıyorum. Bu konuda yine bu sitede sebepleriyle ilgili bir kaç yorum yazmış idim. O yüzden fazla uzatmayıp teşekkür etmekle yetineceğim.
    Ahmet Salih Bey’in samimiyet dediği Derya Dölkeleş Hanım’ın “keyif almak” dediği mesele esasen bizim en çok önnmsediğimiz şey ve yegane silahımız, zirvesine kar düşmeyecek dağımız desek hiç de mübalağa etmiş olmayız.
    Her sayımızı basılmadan önce ve basıldıktan sonra, dağıtılmadan önce ve dağıtıldıktan sonra defalarca okuyoruz, “keyifle”, “samimiyetle” adeta onu eline alan her kişinin yerine kendimizi koymaya çalışarak yeniden yeniden okuyoruz. Derginin mutfağındaki herkes o sayının içeriğini çoktan ezberlemiş oluyor dergi sizlerin eline ulaştığında.
    Samimiyetimizi yitirdiğimizde, derginin batışının başlayacağından, dergi denen şeyin bizatihi heyecan demek olduğundan haberdarız, bunu bir an bile aklımızdan çıkarmıyoruz, aksine sizden gelen yorumlarla inancımız katlanarak artıyor.
    Nusret Fırıncı Bey’e, Ceyda Kiraz Hanım’a, kıdemli takipçimiz Ahmet Kırtıl’a çokça ve tekraren teşekkür ediyoruz.

  9. alinti
    sercan diyor ki; 18 Ocak 2010, 01:21:

    ya ne olur şu kapakları değiştirin lise dergisi gibi desenler mesenler… sade ve net olsun.

  10. alinti

    sadece kapak konusunda bir şey söylemek istiyorum şimdilik. bir klişe haline gelmiş, aynı kapağı her sayıda farklı renkte sunmak hatasına artık düşülmemeli diye düşünüyorum. o yüzden bu kapak çok daha iyi olmuş. sadelik, ğ kapaklarında güzel duruyor, bu devam edebilir ama aynı desenleri kullanıp sadece rengi değiştirmekle devam etmemeli.

  11. alinti
    Ömer Faruk Demirel diyor ki; 22 Ocak 2010, 16:08:

    Lise dergisi. O ne ki?

    Derginin ğ olduğunu idrak için belli ölçülerde tekrara, derginin yeni bir sayısı olduğunu idrak içinse belli ölçülerde farklılıklara ihtiyaç duyuyoruz. Esasen dergi kapağı tek başına bir tasarım olmaktan öte, bir şablon tasarımıdır.

    Andy Warhol’un popüler kültürü eleştirmekten ziyade sadece aynı kompozisyonu farklı tonlamalarıyla görmek arzusuna kapıldığını düşünüyorum. Klişeden uzak kalmalı evet, ancak bir kısmını da pek fazla ciddiye almamalıdır.

    Hedeflediğimiz sadelik değil, kendi bütünlüğümüzle güzeli yakalamaktır. Güzel olmak önceliğimizdir. Bunun için her yol mübahtır.

  12. alinti
    Selma diyor ki; 24 Şubat 2010, 18:13:

    Dergiyle bu sayısında tanışmış biri olarak özellikle bunun sebebi üzerinde durmak istiyorum. Hep görmeme rağmen hiç elime alıp da neymiş diye bakma gereği dahi duymamıştım daha önce. Beni cezbeden sadece ve sadece ”kapağı” oldu. Daha doğrusu kapağı da farketmemi sağlayan ”kıymetlimisss”… Bunun özellikle altını çizmek isterim çünkü beni kendini aldırtacak kadar etkiledi. Üstelik ben ki, kapağına bakıp kitap, dergi alan bir insan değilimdir. Derginin çizgisiyle olan/olmayan uyumu, derinliğine etkisi vb. konularda bir görüş sunamam ama okur kazanma açısından başarılı bir strateji olduğunu düşünüyorum şahsen. Ayrıca sayfa aralarındaki resimler ile Ali Seyfi, Süleyman Selim Çallı ve Cihad Özsöz şiirlerini de çok beğendiğimi söylemeliyim.

    Yayın hayatınızda başarılar…

Yorum yapabilirsiniz

(gerekli)

(gerekli)

Yorumu düzenle

Su XHTML etiketleri kullanmaya izin verildi:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

URL adresleri yorum onaylanırken linke çevrilecektir.