KDD’nin tarafımızca ahlaka mugayir, onlara göre ahlaki tutumu sebebiyle; KDD ile yollarımızı ayırmış bulunuyoruz. Dağıtım noktalarımızı genişletmek üzere çalışmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle sizleri aboneliğe teşvik etmeyi de ayrıca bir borç biliriz.
Ğ tatilde!
21 Haziran 2010 15:33Tatilde bari okuyucularımıza rahat verelim dedik; Temmuz ve Ağustos aylarını tatil ilan ettik. Eylül’de görüşmek üzere.
01 Haziran 2010 23:45

(Lübnan’daki gösterilerden bir kare)
İnsan canı, devletlerin çıkarlarından değerlidir. İnsan hak için, adalet için gerekirse canını dahi feda eder; hak ve adaletin tesisi en büyük ödevimizdir zira. Lakin bir devletin kendi çıkarları için sivillerin canlarıyla oynaması asla ve asla kabul edilemez.
İsrail’in hiçbir hukuki dayanağı olmayan, insanlık dışı müdahaleleri sebebiyle yitirilen canlar, kaybolan ve tutuklanan insanlar var şu anda. Onların orada bulunmalarına sebep, aylardır yıllardır İsrail’in hukuksuz politikaları altında ezilen insanlar var şu anda. Dünyanın başka yerlerinde, başka sebeplerle ezilen, aşağılanan insanlar var şu anda.
O insanlar bu zulmü görmüşken, görüyorken; biz karılamızın koyunlarında uyuyabiliyorsak şayet, televizyonun karşısında yaslanmış yastıklara sonunu bekleyebiliyorsak filmin; bizim adımıza birşeyler yanlış gidiyor demektir.
İki gündür, bilgi karartmalarından mütevellit endişe ve kaygı içinde yaşadık. Belki hepimizi kör yaşamlarımızda biraz daha gönlü rahat kılan, biraz daha konforlu kılan, bizim adımıza da zalimle, zulümle mücadele eden insanların haberlerini bekledik. Rahatsızlığımızın sebebi belki de biraz mahcup olmamız, biraz vicdan azabı çekmemizdendi. Öyle ya, biz niye orada değildik?
Yine de bu mahcubiyet, hala kendimiz adına ümitvar olabileceğimizi müjdeliyor. Adalet için, hak ve özgürlük için gösterilen bu mücadele; bizlerin bilinçlerini canlandıracaktır.
Bütün dünyadan gelen tepkiler, ve bunlara mukabil çıkan haberler, belki de bugünün Gazze için daha güzel günleri
müjdeleyecek bir milat olabileceğini gösteriyor. Bu sayfa belki kapanıyor ama yeni sayfalar açılacak. Haksızlıkla, zulümle kıyamete kadar sürecek bir mücadele devam ediyor, hep devam edecek. Biz de orada olacağız, olmalıyız; adalet için…
fondaki şarkı bitmiyor
ve biz de denize düşüyoruz

7. sayı: “sözcükler nerdesiniz”
18 Nisan 2010 22:20
bu sayıda:
suikast 7 • Mahmud Derviş (Çev: İbrahim Demirci)
roman’ın son oğlu 8 • Murat Murat
ğ’nin şiirle geçen bir yılının muhasebesi 12 • Abdullah Faruk Gönüllü
mahlas 16 • Cihad Özsöz
bu demek 17 • Süheyla Mehmedoğlu
arı 18 • Ali Seyfi
bütün başkentler günahkârdır 19 • Selman Bayer
ğ dergisi’nin bir yıllık öyküsü 21 • Aykut Ertuğrul
kahve savaşları 27 • Mustafa Çevikdoğan
noter fahrettin düşer 32 • Banu Kaba
keşte’nin ayak izleri 37 • Besim Yunus
DOSYA: Hugo von Hofmannsthal
yeryüzünden bir varis 42 • Yahya Kurtkaya
soru (frage) 48 • Hugo von Hofmannsthal (Çev: Mehmet Kandemir)
hoş saat (gute stunde) 49 • Hugo von Hofmannsthal (Çev: Yahya Kurtkaya)
canticum canticorum IV. 12-16 50 • Hugo von Hofmannsthal (Çev: Zeynep Bayrak)
küçük bir viyana kitabından 51 • Hugo von Hofmannsthal (Çev: Ayşe Serra Dilek)
edgar’a mektup 53 • Hugo von Hofmannsthal (Çev: Zekeriya Türkoğlu)
ruznâme 57 • Abdullah Faruk Gönüllü
sirk: dipnotlar 59 • Ömer Faruk Demirel
istikâmet 64 • M. Fatih Kutan
ikizler burcu 65 • Cihat Duman
anlık esriklikler neticeleri no.14 66 • Abdullah Faruk Gönüllü
izmir’i bir çizgi gibi arkanda bıraktığında 68 • Ahmet Büke
boz 71 • Sine Ergün
süleyman selamsız efsanesi 73 • Aykut Ertuğrul
6. sayı: “ve adımlarımız vardır”
01 Mart 2010 01:26
bu sayıda:
kursak geçildi • Süheyla Mehmedoğlu • 5 •
roman’ın son oğlu • Murat Murat • 6 •
balkon düşleri • M. Fatih Kutan • 12 •
kaybolan VI • Cihad Özsöz • 13 •
good night daisy • Halil İbrahim Doğramacı • 14 •
good night benjamin’im • Leyla Marankoz • 15 •
ihtimal tanısı • İdris Ekinci • 16 •
kirli sicil ya da ölüm / kaza kurşunu • Abdulkadir Akdemir • 18 •
at avrat tazminat • Cihat Duman • 20 •
Cihat Duman ile söyleşi • 22 •
Hayriye Ünal ile söyleşi • 28 •
kadim muamma • Ahmet Büke • 36 •
açlık • Aykut Ertuğrul • 39 •
süper mahmut • Mustafa Çevikdoğan • 43 •
fuzuli’den ceviz tabut • Banu Kaba • 48 •
pusula • Besim Yunus • 52 •
ışık kurtuluştur • Burak Furkan Mermer • 55 •
seyit lûtfullah çıkmazı • Mustafa Çevikdoğan • 61 •
medrese-i muvakkithane enstitüsü • Safa Polat • 64 •
“hâlbuki ben bir masalı olan adamdım” • Kübra Bilgin • 67 •
başı dönenler • Ali Seyfi • 69 •
yüceltme parodisi • Ali Ömer Akbulut • 70 •
bir âdem ile havva kıssası, birkaç hisse • İbrahim Demirci • 72 •
karanlık günce • M. Fatih Kutan • 74 •
roman kahramanları-ilk sayı • 77 •
5. sayı: “kıymetlimisss”
25 Aralık 2009 20:21
bu sayıda:
anlık esriklikler neticeleri no.1 5 •
roman’ın son oğlu 6 •
susma 12 •
elinin humoruyla şiirime karıştın 14 •
mağara destanlar yazar 15 •
darlık 16 •
değili 17 •
aile boyu şiir 18 •
fantastik kurgu-soruşturma 21 •
bayan culi 36 •
tam istihdam 41 •
unutuşlar 44 •
beynamaz 55 •
babam bir gün gelecek 59 •
dönüş 61 •
dil döndürme 66 •
hapishane notları 68 •
ruznâme 70 •
otel odaları-tayfun pirselimoğlu 72 •
peter pan-j.m. barrie 74 •
ş şiir dergi-ilk sayı 76
5. Sayı Soruşturma
20:06Fantastik Edebiyat
1. Fantastik edebiyatın sınırları nedir? Bilim kurgu olarak tanımlanabilecek yada kimi fantastik (gerçek üstü, gerçek dışı) öğeler barındıran eserler de fantastik edebiyat ürünü sayılabilirler mi? Yoksa sadece masalsı bir içeriğe ve ortak mitolojik öğelere yer veren eserler mi fantastik edebiyat ürünüdür?
2. Modern edebi eserlerde (romanda) ilk kez Tolkien tarafından kullanılan bazı mitolojik fenomenlerin ardından gelen yazarlarca türün mitleri haline dönüştürülmesini nasıl algılamalıyız? Pek çok amatör ve/ya da profesyonel yazarın başkalarınca tasarlanmış fantastik dünyalara dair eserler vermesi yaratıcılığı ve ürün çeşitliliğini azaltan olumsuz bir etken midir?
3. Diğer edebiyat türlerden farklı olarak fantastik edebiyatın ciddi bir fan müessesine sahip olmasını ve bilinen edebiyat ortamından ayrıksı bir yeri olmasını nasıl açıklıyorsunuz?
4. Fantastik edebiyatı “gerçeklikten” kaçış edebiyatı mıdır?
5. Fantastik edebiyat deyince bu konuya az da olsa ilgisi olan ya da biraz araştıran herkesin karşısına belli isimler çıkıyor. (James Branch Cabell, A. Merrit, Lord Dunsany, E. R. Edison, Mervyn Peake, L. Frank Baum, H. P. Lovecraft, Robert E. Howard, Robert Jordan, Ed Greenwood , J. R. R. Tolkien, M.Weiss, T. Hackmann, U.K.Leguin,S.King gibi) Peki Türk fantastik edebiyat yazarları deyince aklımıza kimler gelmeli, Türkçe yazılmış eserler açısından fantastik edebiyatın ülkemizdeki durumu nedir?
4. sayı: “bu kuş dilidir, bunu Süleyman bilir”
21 Ekim 2009 14:10
bu sayıda:
dünyaya sözlerimdir 5 •
roman’ın son oğlu 6 •
om mani padme hum-a.h.çelebi 11 •
addas’ın sunmadığı üzüme sitemdir 12 •
günsüzeş 14 •
mayın 17 •
2000’li yılların öyküsü-soruşturma 18 •
2000’li yılların öyküsü 30 •
luzır 34 •
gerçek bilgi 40 •
şişedeki adam-feyyaz kayacan 42 •
nasıl ay? 45 •
vindobona dergisi 46 •
günaha son çağrı-n.kazancakis 49 •
perde 50 •
hapishane notları 52 •
ayşe 54 •
gölge 57 •
uykuların doğusu h.a.toptaş 58 •
anlar 60 •
şapka hırsızı 62 •
sahipsiz şehir korosu 67 •
bir kayboluşun sırrını çözecek röportaj 69 •
ruznâme 74 •
şems’in kuyuya atılmasının mevlana’ya haber edilmesi bahsidir 77 •
pinpon hikâye 78 •
4. Sayı Soruşturma
14:082000′li Yılların Öyküsü:
İşte en az 1000 yıldır beklenen 2000′lerin ilk on yılını geride bıraktık. O basmakalıp deyimle söylemek gerekirse, zaman su gibi akarken sıra geride bıraktıklarımızın çetelesini tutmaya geldi bile. Hakkında istatistik tutulacak, kesin listeler oluşturulabilecek en zor alanın edebiyat olduğunu bile bile; hafızaları tazelemek, belki gözden kaçırılan, ismi zikredilmesi gereken en az bir ismi olsun yeniden su yüzüne çıkarabilmek adına Kasım Aralık sayımızda siz değerli öykücülerimizden ve öyküyü kendine meşgale edinmiş olanlardan 2000-2010 yılları arasında en beğendikleri eser ve isimlerini öğrenmek derdine düştük.
Bu minvalde iki soru hazırladık.
1. Geçtiğimiz on yılda en beğendiğiniz Türkçe yazılmış on öykü/öykü kitabı ve öykücünün ismini sıralayabilir misiniz?
2. Bu on yılın öykü alanında çok kısa bir muhasebesini yapabilir misiniz?
ÇATIK KAŞLARINA* GURBAN OLDUĞUMUZ YA DA ÖMER YALÇINOVA
14 Ekim 2009 01:15Çatık kaşlarına gurban olduğum Ömerim, yazını Ğ dergisi ekibi olarak tarifsiz duygular içersinde okuduk. Arada kızardık, bozardık ama kızmadık(çok); ne de olsa ayarsız sallamak polemikçiliğin şanındandır.
Baştan söyleyelim edebiyat dergisi deyince sen ne anlıyorsan biz de onu anlıyoruz be Ömerim, girişte ifade ettiğin kadar saf değilsek iki gözümüz önümüze aksın. Sen biz de o saflığı görmemiş, celallenmişsin ne yapalım başa gelen çekilir…
“Kapak tasarımından mizanpajına kadar aynı zevksizliğin ürünü” bir derginin ekibi olarak biz yargını senin zevksizliğine veriyoruz bu kesin. Biz senin yargını düşünürken, sen de seninkini bir tart bakalım olma mı?
Akabinde nasıl manifesto yazılmayacağını gösteren bizlere bu işin doğrusunu bi göster gurban olduğum, eline mi yapışır? Bir manifesto yaz, bir dergi çıkar, beğenmediğin şairlerimizden birinin dizeleriyle ifade edecek olursak, “hicap duy, martı tart, elini dardan kaldır”.
Hani Erzurumluların dediği gibi “yap da görek” Ömer, yap da görek! Yap da, “kafa yormayı, düşünmeyi, araştırmayı ve bilgilenmeyi, göze alamayan” bize haddimizi bildir!
Ünlemi koyunca aklıma geldi Ömerim:
O nasıl bir ünlem kullanışı be Ömerim. O nasıl bir kıvraklık, ne harika bilekler, vücut çalımları…
Koyduğun her ünlemde, meydanlarda halkını coşturan beyaz gömlekli siyasetçi görüntüleri uçuştu zihinlerimizde. Her ünlem kendinden önceki kelimeyi, kelimenin sonundaki harfi uzattı da uzattı. Bize mütemadiyen küfrettiğini unutabilsek biz bile alkışlayaduracaktık gurban olduğum.
Laf arasında şunu da söyleyiverelim Ömer; tırnak içine bir ifade alıyorsan, o ifadeyi bozamazsın. Bozuyorsan tırnak içine alamazsın. O zaman o ifadeyi tırnak içine almış değil, tırnaklamış olursun. Biz bilgi, kuram ilhamı bozar değil, boğar dedik be Ömer, tırnakları-nı- ne biçim kullanıyorsun?
Düşünmeyi, araştırmayı ve bilgilenmeyi göze alamayan” biz, bunu niye yaptığımızı çok ama çok merak ettik. Bu ne yaman çelişki Ömer! Biz niye cahiliz, biz niye böyleyiz Ömer?
Buraya kadar herşey tamamdı da Ömer, “bütün şiirlerde ‘gece’, ‘gül’, ‘eller’, ’sevgili’ kelimelerine rastlamak mümkün” cümleni okuyunca güle güle (yine mi gül?) öldük be Ömer! Yine de gül-mezdik ama aramızdan bir densiz “La dinime küfreden müselman olsa” deyince orada koptuk…
Ne yaptın Ömer? O nasıl genellemeler öyle. Hadi biz “kırılgan, duygusal, eksik” gençleriz, senin gibi inceleme-araştırmalar yazan bir şaire yakıştı mı gurbanım?
Aynı sayıda “Demir” adlı şiirin yayımlanmış. Bu şiir bizim dergimizde, Ğ’de yayımlansaydı sen ne derdin diye düşündük bir an için. Senin arabesk, klişe, romantik, duygusal diye yaftalayacağın ifadeleri aşağıya not ettik çatık kaşlım.
“iz kalır, acı(üç kere), tenha yollar, acılı anlar, dertli gözler, gözler, eda, acı verir insana, terk eder insanı, sıkılmışcasına, olmamışcasına, tenha sokaklar, adımbaşı insan, adım başı sevinç, çorapsız çocuk, birlikte gülmek, onulmaz yara, sızlayan yara, özlem, dağın dorukları, bitmeyen şiir…”
Son kıtayı okurken bir de melodi yükselmez mi, zaten açık olan bilgisayarın zalim hoparlörlerinden;
“Ah o gemide ben de olsaydım/açık denizlere yol alsaydım”
Sonra?
Sonrası canının sağlığı be çatık kaşlım. Ellerine yüreğine, öfkene gurban!
Not: İlhami Çiçek’i pısırık şair ilan ettiğinden beri seni merak eder dururduk. Tanıştık iyi oldu Ömer.
*Fayrap dergisinin 12. sayısındaki(Şubat 2009) Ömer Yalçınova imzalı “Ömer’in çatık kaşları isimli şiirden esinlenilmiştir.”
3. sayı: “bir adım, bir nefes, bir süpürge”
14 Ağustos 2009 22:57