ğ manifestosu

“bırakın dedik
konuşulacaksa
karar konuşulacak bu sofrada
evet baba…”

Dünyada bir hayaletildi. Ğ hayaleti…

Dergiler adeta şair mezarlığı, başında kargalar nöbet tutmakta. Varolan boşlukta edindikleri geçici mekanlarını ve imtiyazlarını kaybetmemek adına hazin ve umutsuz bir çaba içinde “profesyonel dergicilik” deyip biçtikleri kendi donlarında “kadrolu yazarlar”ının gak’larını bir mahsülmüşcesine ortaya koyuyorlar. Konduğu dala şehvetle sarılan kargalar, kimi zaman serçeleri, kimi zaman bülbülleri ve hatta kimi zaman kendi hemcinslerini bertaraf ediyorlar.

Edebiyat zamandışı bir eylemdir. Artık damarlarımıza işlemiş tüketim anlayışının içine sığabilecek bir nesne değildir. Oysa dergicilik esnaflığa dönüşmüştür. Dergi dağıtmakla sakız satmanın yöntemleri, akıl sahiplerini tasalandıracak şiddette aynılaştırılmıştır. Ortak yöntemin adı: Pazarlama teknikleri! Sürekli reklamın, gösterişli ambalajın, yurt çapında dağıtım ağın olsun, tezgahın boş kalmasın. Güzel bir gülüşün, afilli bir ismin, sıradışı sözlerin, anlamsız dizelerin, romantik imgelerin, herkesin okuyabileceği fiyatta kitapların olsun, ismin piyasadan silinmesin.

Genç yazar yaptı mı saçmaladığı, acemilik ettiği, yıllanmış yazar yaptı mı “Üstad yine yeni bir şeyler denemiş” dendiği devir kapanmıştır. Bütün hiyerarşiler, kıdemler, kıdem aylıkları, çeteler, örgütler, üyelikler, üyelik aidatları, körler, sağırlar ve dahi birbirini ağırlamalar kaldırılmıştır. Edebiyatın parayla, nüfuzla, tirajla, okurla ilişkileri iptal edilmiştir. Kişisel çıkarlara, fasit ideolojilere alet edilmesi yasaklanmıştır.

İsimlerin üstünde yükselmiş eserler ve isimlerin ardına saklanıp, eserlerine gereken saygıyı göstermeyen, güvenmeyen yazarlar yok sayılmıştır. Yazar ve eser sonsuza kadar birbirinden ayrılmış, esere hak ettiği değer geri verilmiştir.

Kaybolduğunda, bozulduğunda, yırtıldığında telafi edebildiğiniz, yerine yenisini koyabildiğiniz bir şeyin kıymeti yoktur. Cemil Meriç, Bu Ülke’de der ki: “Şuursuz bir büyücü Gutenberg! Işığı paçavraya hapsetmiş. Yüzyılları kutularla doldurmuş Gutenberg’in çocukları, peygamberleri işportaya dökmüş; tuğla kadar değeri kalmamış dehanın. Eflatun, bir sokak kadını gibi her isteyenin yatağına koşuyor. Don Kişot futbol maçı biletinden ucuz.”. O halde, her derginin, kitabın, matbaa ürününün şahsiyet kazanması, sahibinde iyelik duyguları uyandırması, aynılarından ayrılması gerekmektedir. Bu da cildinden, kağıdından ziyade içeriğiyle mümkündür. İçerik; yalnız sayfalara basılmış yazılardan ibaret olmayıp, okuyana ve okunduğu hâle göre değişiklik gösteren bir mahiyettedir. Ancak böyle bir matbunun yerine yenisini koymak mümkün olmaz. Şu halde, alelade okuyuculuk da yasaklanmıştır.

Yazarı, okuyucusu ve aralarındaki bütün araçlarıyla bu camia, ivedilikle kendine çeki düzen vermeli, edebiyata yitirdiği itibarını yeniden iade etmenin yollarını ÂRAmalıdır.

Hal böyleyken;

Biz buradayız sevgili okur, ya sen nerdesin?


 

Yorumlar

  1. alinti
    hilal diyor ki; 22 Mart 2009, 02:46:

    selam ‘oradakiler’,

    bu ülkedeki pek çok şey gibi edebiyat deyince de aklıma durgun, yaşlı, aksi ve huysuz bir adamın imgesi geliyor ama ğ’nin daha kendisi ortada yokken sırf manifestosuyla bile edebiyatın aslında ne kadar heyecan verici, isyankar ve hatta devrimci olabileceğini gösterdiniz. tam da böyle bir ses gerekiyordu. her kimseniz tebrik ediyorum! genelde düz yazı ve teorik yazan biriyim ama şiirden de hiç kopamadım. sayenizde onların belki birkaçını -siz de beğenirseniz- paylaşma isteği duydum. inanın en az sizin kadar heyecanlı ve mutluyum.

    sevgiler, selamlar,

    hilal

  2. alinti
    aykut ertuğrul diyor ki; 24 Mart 2009, 22:30:

    evet evet biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. bizim sorunlarımızdan biri de yaşlı, aksi ve huysuz adamlar ve her nasılsa oluşuvermiş bu sorunlu(korkutucu) imge. Biz bu adamlardan korkuyoruz da çoğu zaman. Korkumuz harekete geçmemize engel değil lakin korkutulmayı hiç ama hiç sevmiyoruz.
    Övgüleriniz, takdir ve tebrikleriniz için çok teşekkürler. Ne derler bilirsiniz; takdirinize şayan olmaya çalışacağız her daim. Heyecanlanmak, birilerini heyecanlandırmak! bunlar harika şeyler.
    Eserlerinizi bekliyoruz.
    vesselam…

    aykut ertuğrul

  3. alinti
    ilker kenar diyor ki; 05 Nisan 2009, 21:02:

    orada bizler için büyük bir emekle hazırlandığınızı bilmek güzel… yıllardır bir yönü hep ahraz kalmış ve ”bazı”larının tekeline bindirilmiş,ticari kaygılara kurban verilmeye çalışılan edebiyatımıza hoşgeldiniz:)) umarım ateşlediğiniz bu fitil ile binlerce insanın yüreğinde yangınlar başlatacaksınız ve bu başlangıçla kelimelerin büyüsüne inanan her birey edebiyatı kurtarmak adına bir çaba sarfedecek… rotamı size çevirmiş bir şekilde bekliyorum aykut… uzun süredir kıpırdamamış bu yelkenleri rüzgar ile doldurma vaktidir;tam yol ileri…

  4. alinti
    aykut ertuğrul diyor ki; 08 Nisan 2009, 19:25:

    eyvallah ilker, seni burada görmüş olmak beni çok sevindirdi.

    aykut

  5. alinti

    Bu ne ayrıksı , bu ne muhalif bir duruş ve sunuş!!!
    Birilerinin silkelemesi gerekiyordu sayfaları halı çırpar gibi.Edebiyatta yeni bir rönesans yeni bir reform ve yeni bir diriliş olmaklığınızı takip edeceğiz meşkle. Daha, biraz daha ve olabildiğince özgür bir yazın semasını görmek için beklemedeyiz.
    Kalıpların kırıldığı, kabukların çatladığı her yeni güne biraz daha umutla, duyarlılığın getirdiği kuraltanımazlıkla ve hep adaletten, güvenden,kendi olmaktan devşirdiği incelikle gören ve gösteren yumuşakge’ye sonsuz bir varlık sahnesi dilerim.Hiç solmayacak hep var kılınacak olan…

  6. alinti
    aykut ertuğrul diyor ki; 24 Nisan 2009, 00:14:

    Allah sizleri bizimle ilgili temennilerinizde, bizleri duruşumuzda haksız çıkarmasın.
    Teşekkür ediyoruz.

  7. alinti
    mehmet akbulut diyor ki; 27 Nisan 2009, 08:27:

    Helal olsun. Genç yazarların sahiplenebileceği bir dergi profili gördüm. Allah mübarek etsin. Ben de bir yazar olarak destek vereceğim. Yolunuz açık olsun. Okutmaya devam edin.

  8. alinti
    gusa diyor ki; 07 Mayıs 2009, 02:26:

    öncelikle yayın hayatına hoş geldiniz.
    fiyatınıza değineceğim biraz.derginizin maliyeti dağıtım ve telif ücretleri dahil (5000 baskı olsa) 600kr ancak tutar.ve siz buna 6tl gibi afaki bir fiyat koymuşsunuz.çok abartılı…hem de çok…bu fiyattan II. sayıyı almayacağımdan emin olabilirsiniz.

  9. alinti
    admin diyor ki; 11 Mayıs 2009, 11:49:

    öncelikle bilgimiz olmayan herhangi birşey hususunda tahminlerle yargıda bulunmak, ithamdan öteye geçmez. Derginin baskı koşulları ve maliyeti hakkında hiçbir bilginiz yok ve sadece cevap vermek için burada bunlardan bahsetmem gerektiğini düşünmüyorum. Kaldı ki, savunmamı gerektirecek bir durum da yoktur ortada.

    Şimdi; dergi fiyatı abartılı değildir. Eminim, verdiğiniz paradan dolayı pişman olmamışsınızdır. Şayet olduysanız, özel olarak sizinle ilgilenmek ve paranızı iade etmek istiyorum. Almama tercihinize saygı duyuyor ve teşekkür ediyorum.

    Söylenebilecek şey belki de şudur: Ekmek pahalı diye almayacak mıyız, su pahalı olsa içmeyecek miyiz? Bugün giydiğimiz ayakkabıdan, elbiseye pek çok eşyanın fiyatını sorgulamazken bir derginin bir kitabın fiyatı niye bu kadar sorgulanıyor? Biz burada kiloyla kağıt mı satıyoruz da pahalı bu?

    vesselam.

    Abdullah Faruk Gönüllü

  10. alinti

    “Biz burada kiloyla kağıt mı satıyoruz..”

    hadi bakalım görelim sizi… sevdim bu sözü…

  11. alinti
    ucyuzdoksaniki diyor ki; 16 Mayıs 2009, 13:44:

    acizane ben de bir katkı yapmak isterim:
    sayın gusa;
    “derginizin maliyeti dağıtım ve telif ücretleri dahil (5000 baskı olsa) 600kr ancak tutar.” diyorsunuz. işin teknik kısmına bu denli vâkıfsanız %40 oranında iskonto alan kitabevlerinden de haberdar olmanız gerekir. düşünün; binbir emekle ortaya bir şey koyuyorsunuz ve neredeyse yarısını sadece rafında size yer verdiği için kitabevi parselliyor. şu an için bir dağıtım firmasıyla çalışmayan ve gönüllü arkadaşlarla bu işi yürütmeye çalışan bir dergi için sözünü ettiğiniz hesabı tekrar gözden geçirmenizi öneriyorum.
    ilginize ve eleştirilerinize teşekkür ediyoruz, bu vesileyle bu konuya dair bir şeyler söylenmiş oldu :)

  12. alinti
    Hakan diyor ki; 22 Mayıs 2009, 21:31:

    Yumasakge 6tl’ye satılacak dergi değil.Herkes bunu birinci sayıda gördü.Dergiyi ilk elime alışımda önce kapak mizanpajı ardından kapağın arasından gönlüme sızan buram buram edebiyat kokusu..ve kapak açıldı,sanki dergi değil harikalar diyarı.

    Yolunuz açık olsun,bu derginin etiket fiyatı emin olun herzaman içindekilerin kıymetinden düşük olacaktır.

  13. alinti
    aykut ertuğrul diyor ki; 11 Haziran 2009, 08:57:

    İç açıcı yorumunuz için teşekkürler Hakan bey.

  14. alinti
    ilker kenar diyor ki; 28 Haziran 2009, 13:30:

    Pazartesi günü ameliyat oluyorum.Yeni bir kitap alamadığımdan kitaplığımı karıştırarak neleri tekrar okuyabilirim diye göz geçirdim.Elime ve yüreğime ilk değen derginiz oldu.Hali hazırda zaten 3-4 kez okudum ve sanırım defalarca daha okusam yine sıkılmam.Çünkü bu bir dergiden daha fazlası.İçinde yorumladığımız dünyanın farklı bir boyutu yer alıyor.Fakat galiba anlayana…

    Kapağında ve içinde yarı üryan bayan ve erkeklerin marka merakını,düğünlerini,kermeslerini ve onların lüks hayatını eleştiren,özendiren dergilere,
    Ticari kaygılarla hazırlanmış ve aslında hiçbir şey vermeyen,katmayan ve alınmasına da müsaade etmeyen resimli kağıt kalabalıklarına,
    giyim-kuşam adına hazırlanmış ve belki de hiç giymeyeceğimiz kıyafetlerin tasarımlarının yer aldığı dikiş-dantel bukletçiklerine
    parayı basan bilinçli(!) arkadaşlarımızın matbaa sahibi edaları ile içinde bir dünya barındıran bu edebiyat merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen derginin fiyatını eleştirmesinde de vardır bir hikmet diyorum.

    meyve veren ağacın taşlandığını bir kez daha hatırlarak dergimizi (ki bizlere açtığınızdan bizim olmuş var sayıyoruz) okurlarına ulaştırana kadar emek harcayan,sebat gösteren tüm arkadaşlarıma şükranı bir borç biliyorum.

  15. alinti
    hlygns diyor ki; 30 Haziran 2009, 15:27:

    ilk sayınızı biraz inceleme fırsatı buldum.kesinlikle bir farklılık hissediliyor.ayrıca yazılarını sizlerle paylaşmak isteyenlere fırsat vermeniz çok güzel .yukarda ki yorumlarda fiyat,maliyet,hesap tarzı konular geçmiş.bu işin maliyeti nedir,nasıl hesaplanır bilmiyorum ama 6 tl nerelere gitmiyor ki? 2 dolmuş ücreti nerdeyse .o yüzden bazı gayretleri maddi olarak ölçmek iyi olmasada bunun karşılığını alan birileri olsun bari.hak etmeyen nice niteliksiz insan yazarlık işinden ne servetler kazandılar.eğer bu dergiden bir kazancınız varsa ,varsın birazda siz kazanın :) )
    başarılar ve hoşgeldiniz…!

  16. alinti
    Mustafa Melih Erdoğan diyor ki; 09 Temmuz 2009, 23:14:

    Yazın hayatınıza bir dergi ile devam etmenizi kutlarım Aykut Bey.İkinci sayınızı okumak fırsatım olmadı henüz. Ama ilk sayınızı beğeniyle okudum ve inceledim.Edebiyat dünyasında ki varlığınız beni hep mutlu edecektir.Manifestonuzda ki her cümleye içtenlikle katılıyorum.Aşkar ı da ihmal etmemeniz temennisiyle başarılar diliyorum.

  17. alinti
    aykut ertuğrul diyor ki; 13 Temmuz 2009, 10:18:

    Eyvallah Mustafa Melih. Beğenileriniz bizim için önemli.
    Aşkar bizdendir biz de Aşkardanız vesselam.

  18. alinti
    mihen diyor ki; 12 Aralık 2009, 23:09:

    sondaki Oğuz Atay göndermesi hoşuma gitti
    burdayız biz de
    çok şükür

    bu yaş meselesinden canım çok yandı
    yaşım küçükse de senden daha sağlam tutuyorum kalemi zoruna mı gitti?
    “isim” takıntısını yıkmak için okurken cesaretli olmak için yeni kalemlerin tadına bakmak için burdayız
    siz de burdasınız
    mutluluk verici

  19. alinti
    aykut diyor ki; 23 Aralık 2009, 23:00:

    çağrımıza cevap almak bizi sevindiriyor, Oğuz Atay’ı da sevindiriyordur herhalde :)
    teşekkürler

  20. alinti
    kadir arslan diyor ki; 08 Mayıs 2010, 23:05:

    birçok insana, dergi, gazete ve yayın evi sahiplerine göre iyi ve güzel yazıları, şiirleri ve makaleleri sadece bu işe yıllarını vermiş kişiler yapabilir düşüncesi hakim olmuştur genç bir şairin veya yazarın iyi şeyler yapabilme ihtimali yokur bunlara göre. peki ama neden? bir insan illa ki yaş kemale erince mi yazarlığın ve şairliğin tadını çıkarabilir, kendini edebiyata adayabilir. özellikle şiir bitirilmek üzere. tabi sebebi bu işlerin sahibi edebiyat katillerinin yaptıkları. şimdi kimse için güzel şiirin önemi kalmamış. radyolarda sürekli uykulu gibi sesi olan adamlar düz yazı gibi yazıları şiir adı altında okuyor ve şimdiki nesillere işte şiir bu deniyor. edebi olarak bakıldığında ise bu yazılarda uyak ve rediften ne de bir söz sanatından eser yok. edebiyatın bu kadar ayaklar altına bir devirde böyle bir derginin varlığı gerçekten heyecan verici bir o kadar da umut verici. Allah muvaffakiyetler nasip etsin ve derginin emin adımlarla yoluna devam etmesini sağlasın inşallah.

  21. alinti
    merve canbaz diyor ki; 24 Mayıs 2010, 11:17:

    rabbim şevkinizi daim eylesin inşallah :) kolay gelsin

Yorum yapabilirsiniz

(gerekli)

(gerekli)

Yorumu düzenle

Su XHTML etiketleri kullanmaya izin verildi:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

URL adresleri yorum onaylanırken linke çevrilecektir.