3. sayı: “bir adım, bir nefes, bir süpürge”

bu sayıda:
bebekler 5 •
üç gün masalı 6 •
olmadığın 12 •
büyük yolculuk-jorge semprun 14 •
sahipsiz şehir korosu 17 •
yine bakacak mıyız yıldızlara 18 •
sudan bir pazarlık 22 •
şiirin estetik değeri ölçülebilir mi? 24 •
ondalık yalanlar 35 •
ayna içinde ayna-michael ende 36 •
dio ed io 40 •
momo-michael ende 42 •
hapishane notları 44 •
esrar dergisi 47 •
intelijansiya 50 •
tutanak 52 •
söz uçar sözcü ölür 60 •
göğü basık ülke 65 •
korku ve titreme-kierkegaard 71 •
ruznâme 72 •
mum – la chandelle 75 •
pinpon hikâye 76 •
Merhaba,
İlk iki sayınızda yeni adım atmak üzere iştahlanan bir bebeğin emeklemelerini gördük. Yayın hayatına taze olan bir derginin bu emeklemeleri gayet normal ve olağandı. İlk iki sayıda her ne kadar sürç-i lisan ettiyseniz affolundu. Üçüncü sayı da biraz daha benim ve dostlarımın hışmına uğramak için seçilmiş bir kurbandı. İlk iki sayıda gösterdiğimiz hoşgörünün intikamını, üçüncü sayıda fazlasıyla almalı ve edebî ilkelerimizin bize yüklemiş olduğu o garip mesuliyetten sıyrılmalıydık.
Dergiyi elimize aldık. Kapak gerçekten etkileyici ve sade. Etkileyiciliğinden daha fazla sadeliği etkiledi bizi. Ve Momo’muzun yazarı Michael Ende…
Giriş yazınız, derginizin ismine nazaran sert. Bu sertliğinizin arkasını da yavaş yavaş doldurmaya başlıyorsunuz. Bravo.
Yazılarınız ve hikâyeleriniz nitelik bakımından her ne kadar amatör kimlikten sıyrılamamışsa da profesyonel bir ruh taşıyor. Bu bize göre olumsuz. Hikâyeci’nin bir bütün arz etmesi, üstüne titizlikle düştüğümüz bir husus. Mustafa Çevikdoğan’ın ‘Tutanak’ı ve Besim Yunus’un ‘Göğü Basık Ülke’si daha başarılı bu konuda, diğer hikâyelere göre.
Kitap tanıtımlarınız dikkat çekici ve ilginç. Kullandığınız metod fazlasıyla hoşumuza gitmiş durumda. Kitap tanıtımlarını cezbedici bir hale getirmeniz de alkışlara layık.
Ve şiirler…
Ali Seyfi’nin ‘Bebekler’ şiiri yerli yerinde duran ve dergiye, amatör ruh namına yakışan bir şiir. Arkadaşın şiir üzerinde daha sık çalışmalar yapması yararına olacaktır diye düşünüyorum.
Cihad Özsöz ‘Olmadığın’, Selman Bayer ‘Sudan Bir Pazarlık’, Ayhan Öztürkoğlu ‘Ondalik Yalanlar’ şiirleri ise şairlerinin daha çok fırın ekmek yemeleri gerektiğini bağırıyor dizelerinde. Şiir yazmanın meşakkatli ve bol sabır gerektiren bir iş olduğunu anlamamış gözüküyor şairler şiirlerde. Dizelerde bir acelecilik göze çarpıyor.
Leyla Karaca Tok’un ‘İntelijansiya’sı belirtmiş olduğum şiirlerden ayrı olarak daha özverili duruyor fakat; şiirin en büyük handikapı, keliemelerdeki muğlaklığı üzerinden atamaması.
Abdullah Faruk Gönüllü’nün şiiri iyi. Bu kadar. Şiir, beni Cezmi Ersöz’den uzağa taşıyamadı. Demek ki biraz daha kalbe yön verilecek, fideist tutumlar sergilenecek. Akılla dizelere yön vermek de son zamanların teessüfle karşıladığım akımlarından biri. Gönüllü, bu hataya düşmemeli.
Cevher Kara ‘Söz Uçar Sözü Ölür’ şiiri ile, gerçek şiirin yanında durduğunu anlatmış bizlere. Şiir gerek anlam, gerekse biçyönünden güzel. Fakat bu şiirde de ‘fonetik’ tırmalayıcı.
Muhammed Mücahit Yılmaz’ın şiiri tüm şiirlerden ayrı bir yerde duruyor. Bu şiir, dergiye ters bir şiir, çünkü amatör ruhtan bir esinti yok. Daha önce de birkaç dergide gözüken Yılmaz, kelimelerle oynuyor, kelimelere hayat kazandırıyor, anlamda zirveyi sağlayarak, bütünsel anlamda da amacına ulaşıyor. Şiir; biçim, anlam ve fonetik bakımından kusursuza yakın. ‘Alil’ kelimesi kulağa hoş gelmese de, kelimenin karşılığı olan ‘hastalıklı, sakat’ ın fonetiğinin, şiire yapacağı darbe karşısında, şairin doğru tercihte bulunduğu anlaşılıyor. Şiir, duvarlara asılır nitelikte, ‘Modern Çağ İnsanları’na, İsmet Özel’in ‘Şehirli İnsanlar’ına bir manifesto havası taşıyor.
Son olarak soruşturmanın, biraz daha elit dergi editörleri katılarak yapılması daha hoş olurdu diye düşünüyoruz. Mesela bir Dergâh, bir Varlık, Bir Türk Edebiyatı olmadan bu tarz soruşturmaların tamamlanması pek mümkün değil.
Acizane görüşlerimizi ve kişisel yorumlarımızı sunduk efendim.
Saygılar sunuyoruz. Hayırlı çalışmalar diliyoruz.
Oktay Özdil ve Yolcuları
Derginizin 3. sayısını görmüş olmaktan ötürü çok mutluyum. Henüz elime geçmedi ve okuyamadım. En kısa zamanda okuyup naçizane, değerlendirmeye çalışacağım. Tüm ter dökenlere şimdiden teşekkürler…
İLKER ASLAN
Merhaba Oktay bey ve yolcuları
dergi ile ilgili tüm iyi dilekleriniz ve yorumlarınız için teşekkür ederiz. Şiir ve öyküler ile ilgili yorumlarınız sizin de bahsettiğiniz gibi kişiseldir, yazarları sitede yorumlarınızı görüp kendilerine pay biçeceklerdir.
Soruşturma konusuna gelince öncelikle benim kişisel fikrimi sorarsanız görüşlerine başvurduğumuz kişiler diğerlerinden daha az değerli değildir. Diğerlerini bize cevap verenlerden ayıran en temel özellik ise daha yaşlı olmalarıdır. Yoksa edebiyat konumu açısından mesela bundan yüz yıl sonra kimin hala diri olacağı ve sözünün bir değerinin olacağı kolay kestirilebilir değildir.
Diğer yandan adını andığınız dergilerden bir kısım isimlere ve daha fazlasına da tecrübelerine binaen ulaştık ve sorularımızı gönderdik. Lakin kimi cevaplayacağım deyip susmayı kimi de en başından itibaren konuşmamayı tercih etti. Ben sebeplerle ilgili yorum yapmamayı seçiyorum.
Son tahlilde saygılar bizden efendim.
Merhaba İlker bey inanın biz de sizi aramızda görmkten hep mutlu oluyoruz. Görüş ve önerileriniz bizim için çok önemli, yazacaklarınızı dört gözle bekliyoruz.
Saygılarımla