<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>1. Sayı Soruşturma yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/</link>
	<description>ilk baskıN!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 May 2010 09:17:09 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>tevfik hatıpoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/comment-page-1/#comment-28</link>
		<dc:creator>tevfik hatıpoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 17:40:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yumusakge.com/?p=67#comment-28</guid>
		<description>Bu soruşturma geneline cevabım ben de kuşkuluyum ve tedirginim.Neden diye sorarsanız her dergi etrafında bir düzene insan ve bunların içinden birisi editör,birisi yazı işleri müdürü,diğerleri ihtiyar heyeti hüviyetinden bazı görevler verilip,kısır döngü içinde dergilerini çıkarıyorlar.Dergiyi çıkarma amaçlarını okuduğumda ise dergiyi bir okul olarak gördüklerini,dergi etrafında genç kalemleri toplayıp,yeni isimleri edebiyat ortamına kazandırmak olarak geçiyor.Genellikle bu tür amaçları oluyor.Ama her sayıda farklı bir isim görmüyoruz.Ben şunu çıkarıyorum bundan; ilerisi için kendilerine özgeçmiş yazarken birkaç tane de dergide yazmış olayım durumunu yazmak için özgeçmişlerine bu dergileri çıkartıyorlar.Buradan da söyleyeyim işini hakkıyla yapanlara da sonsuz teşekkürlerimi sunmak görevimiz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu soruşturma geneline cevabım ben de kuşkuluyum ve tedirginim.Neden diye sorarsanız her dergi etrafında bir düzene insan ve bunların içinden birisi editör,birisi yazı işleri müdürü,diğerleri ihtiyar heyeti hüviyetinden bazı görevler verilip,kısır döngü içinde dergilerini çıkarıyorlar.Dergiyi çıkarma amaçlarını okuduğumda ise dergiyi bir okul olarak gördüklerini,dergi etrafında genç kalemleri toplayıp,yeni isimleri edebiyat ortamına kazandırmak olarak geçiyor.Genellikle bu tür amaçları oluyor.Ama her sayıda farklı bir isim görmüyoruz.Ben şunu çıkarıyorum bundan; ilerisi için kendilerine özgeçmiş yazarken birkaç tane de dergide yazmış olayım durumunu yazmak için özgeçmişlerine bu dergileri çıkartıyorlar.Buradan da söyleyeyim işini hakkıyla yapanlara da sonsuz teşekkürlerimi sunmak görevimiz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mystery tarafından</title>
		<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/comment-page-1/#comment-25</link>
		<dc:creator>mystery</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 19:03:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yumusakge.com/?p=67#comment-25</guid>
		<description>tedirginlik kuşku veya korku ben de de vardı ama artık korkmuyorum sonucu bana zarar vermiycek diye düşünüyorum öyle de zaten .yazmak bana nasıl zarar verebilir ki tek zararım kalıplaşmış bir yazar topluluğuna girmek istememem,hedefli ve istekli bir ortam olsun isterim.tekrar başarılar arkadaşlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tedirginlik kuşku veya korku ben de de vardı ama artık korkmuyorum sonucu bana zarar vermiycek diye düşünüyorum öyle de zaten .yazmak bana nasıl zarar verebilir ki tek zararım kalıplaşmış bir yazar topluluğuna girmek istememem,hedefli ve istekli bir ortam olsun isterim.tekrar başarılar arkadaşlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mystery tarafından</title>
		<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/comment-page-1/#comment-24</link>
		<dc:creator>mystery</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 18:54:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yumusakge.com/?p=67#comment-24</guid>
		<description>çok güzel yazmış arkadaşlar.bende yazmayı seviyorum ve de yazıyorum.bütün yazarlar kendinden emin ve bilgili tavırları vardır en azından çoğunun ya da benim karşıma çıkanların diyebilirim.kemikleşme kesinlikle var bunu inkar edemeyiz.çogu arkadaşım belirli bir konu seçip sadece onun üzerinde gidiyorlar.belirli yerlere yollamaktan korkuyorlar.kendilerini ifade edemiyorlar vesayri.artık herşey olduğu gibi yerinde sayıyor.umarım düzelir.yazmak gerçekten güzel her  ne olursa olsun yaz ne yazdıgın konusu ya da nasıl yazdığın önemli değil sadece yazıyor olman bilgini kullanman ve bişeyleri istemen gerekiyor.başarılar arkadaşlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok güzel yazmış arkadaşlar.bende yazmayı seviyorum ve de yazıyorum.bütün yazarlar kendinden emin ve bilgili tavırları vardır en azından çoğunun ya da benim karşıma çıkanların diyebilirim.kemikleşme kesinlikle var bunu inkar edemeyiz.çogu arkadaşım belirli bir konu seçip sadece onun üzerinde gidiyorlar.belirli yerlere yollamaktan korkuyorlar.kendilerini ifade edemiyorlar vesayri.artık herşey olduğu gibi yerinde sayıyor.umarım düzelir.yazmak gerçekten güzel her  ne olursa olsun yaz ne yazdıgın konusu ya da nasıl yazdığın önemli değil sadece yazıyor olman bilgini kullanman ve bişeyleri istemen gerekiyor.başarılar arkadaşlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sadece g tarafından</title>
		<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/comment-page-1/#comment-15</link>
		<dc:creator>sadece g</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 23:30:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yumusakge.com/?p=67#comment-15</guid>
		<description>1. sorunun cevabından başlayalım; edebiyatta var olabilmenin ilk adımlarıdır dergicilik. Bir kör gibi çevrenizi yoklar, ne nediri araştırırsınız. Hisleriniz kuvvetlenir, oldukça kuvvetlenir ama asla göremezsiniz. Maksat da kuvvetlenme alıştırmasıdır.

2. Türk edebiyatı dergiciliğinde bir kemikleşme görüyorum fakat bu kemikler yapı itibariyle birbirinden o kadar farklı ki kendi kemiğinize uyan bir şeyler mutlaka oluyor. Olmuyorsa, kemikleşme mücadelesi başlıyor, yani amatör dergicilik. Bazen bu amötörler ¨ yanlış kaynama¨ da yapabiliyor. Söz meclisden dışarı.

3. Gözü yaşlı, bir köşede oturup ¨ah vah eden¨ ustalarla şimdiye kadar karşılaşmadım. Benim usta bildiklerim daima kıpır kıpırdır. En azından parmaklarıyla yol göstermesini bilirler. Gidip onlarla bire bir tanışmanıza da gerek yok. Dergi kapağındaki ¨ Evet, mümkündür¨ bir usta mesajı değil de nedir? İlla el öpmek gerekmez, o ustaların cümlelerini öpmek kafidir.

4. Bir çırağa, ustasının umut vaat edip etmediğini düşündüren, o çırağın kibridir. 

5. Kuşkulu.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>1. sorunun cevabından başlayalım; edebiyatta var olabilmenin ilk adımlarıdır dergicilik. Bir kör gibi çevrenizi yoklar, ne nediri araştırırsınız. Hisleriniz kuvvetlenir, oldukça kuvvetlenir ama asla göremezsiniz. Maksat da kuvvetlenme alıştırmasıdır.</p>
<p>2. Türk edebiyatı dergiciliğinde bir kemikleşme görüyorum fakat bu kemikler yapı itibariyle birbirinden o kadar farklı ki kendi kemiğinize uyan bir şeyler mutlaka oluyor. Olmuyorsa, kemikleşme mücadelesi başlıyor, yani amatör dergicilik. Bazen bu amötörler ¨ yanlış kaynama¨ da yapabiliyor. Söz meclisden dışarı.</p>
<p>3. Gözü yaşlı, bir köşede oturup ¨ah vah eden¨ ustalarla şimdiye kadar karşılaşmadım. Benim usta bildiklerim daima kıpır kıpırdır. En azından parmaklarıyla yol göstermesini bilirler. Gidip onlarla bire bir tanışmanıza da gerek yok. Dergi kapağındaki ¨ Evet, mümkündür¨ bir usta mesajı değil de nedir? İlla el öpmek gerekmez, o ustaların cümlelerini öpmek kafidir.</p>
<p>4. Bir çırağa, ustasının umut vaat edip etmediğini düşündüren, o çırağın kibridir. </p>
<p>5. Kuşkulu.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>üed tarafından</title>
		<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/comment-page-1/#comment-10</link>
		<dc:creator>üed</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 14:24:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yumusakge.com/?p=67#comment-10</guid>
		<description>Amatör ruh kayboldukça profesyonelliğin ortaya çıkması mecburiyetiyle karşı karşıya kalmamız çok doğal. Özellikle dergicilikte &quot;hedeflenen kitle&quot;&#039;nin belirlenmesi de bu mecburiyeti getiriyor. Nasıl ki herhangi bir hikaye yarışmasında jüri için ilk başvurulan isim Doğan Hızlan ise zaten profesyonellik ve hedeflenen kitle kendi anlamlarını bir anda buluyor. Dergiciliğin amacı gizli azinelerin ortaya çıkmasını sağlamaktır, saf altını bulmaktır, bakırdan altın elde etmek değil. Kabul, hepimiz saf altın değiliz, ama şu anda yapılan dergicilik, profesyonellik adı altında ne idüğü bilinen bakırların altına çevrilmeye çalışması. Hedeflenen kitle de bunun bilincinde ve ona göre davranıyor. İlkokuldaki resim derslerinde yapılan resimlerin bir çoğunun açık mavi rengin üzerine sarı bir daire, altta iki tane kahverengi yarım daire, ve o dairelerin arasından geçen koyu mavi bir eğri çizgi, ve geri kalan yerler yeşil olarak yapıldığını ve buna da &quot;köy manzarası&quot; denildiğini biliyoruz, çünkü eğitimcilerimiz (ya da ustalarımız diyeyim) bizim mor, pembe, turuncu, turkuaz rengini kullanmamızı istemezler. Çünkü bu farklılıktır ve profesyonellik bunu engeller, çünkü ortada altın yapılmak üzere hazırlanan genç ve tanıdık (torpilli diyelim) bakırlar dolaşmaktadır. Dergiciliğin amacı ise saf altınları bulmak ve açığa çıkarmaktır.

Türk Edebiyatı dergiciliği de bu anlattıklarım çerçevesinde zaten kemikleşmiş bir hal almak zorunda, çünkü yaptığı iş, hedeflediği kitle, hazırlanış amacı belli. İşte tam burada ustalık-çıraklık ilişkisi söz konusu edilmeli. Ustaların sorumluluğu çok fazla ve tabi ki onlar da biliyorlar ki saf altınla uğraşmaktansa daha kolay ve &quot;istedikleri gibi şekillendirebildikleri&quot; bakırla uğraşıp altın olarak satmaları daha kolay. Böylece hem kendileri usta olarak kalacaklar hem de bu suçun tüm yükünü çıraklar çekecek. &quot;Şimdi yok öyleleri&quot; diye ağlayanlar, altın madenine inmek yerine yukarıdan bakıyorlar ve göremiyorlar. Eğer ki başarısız bir yazar adayı, getirdiği yazıyı göstermek için bir usta bulamıyorsa, bulduğu usta da yazdığı yazıyı sadece &quot;Olmamış bu&quot; diyerek çöpe atıyorsa sorun artık yazar adaylarında (bakın yazar demiyorum) değil, altın işlemesi gerekirken hiç bir şeye karışmayan ustalardadır. Saf altın bulmak ne kadar zorsa, karşısına çıkan kötü örneklerden bıkmamak da o kadar zor, ve belki bu yüzden çıraklar kadar ustalar da artık bana ümit vadetmiyor, edemiyor.

Belki de sadece bu yüzden tedirgin olabilirim.

Saygılar, sevgiler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Amatör ruh kayboldukça profesyonelliğin ortaya çıkması mecburiyetiyle karşı karşıya kalmamız çok doğal. Özellikle dergicilikte &#8220;hedeflenen kitle&#8221;&#8216;nin belirlenmesi de bu mecburiyeti getiriyor. Nasıl ki herhangi bir hikaye yarışmasında jüri için ilk başvurulan isim Doğan Hızlan ise zaten profesyonellik ve hedeflenen kitle kendi anlamlarını bir anda buluyor. Dergiciliğin amacı gizli azinelerin ortaya çıkmasını sağlamaktır, saf altını bulmaktır, bakırdan altın elde etmek değil. Kabul, hepimiz saf altın değiliz, ama şu anda yapılan dergicilik, profesyonellik adı altında ne idüğü bilinen bakırların altına çevrilmeye çalışması. Hedeflenen kitle de bunun bilincinde ve ona göre davranıyor. İlkokuldaki resim derslerinde yapılan resimlerin bir çoğunun açık mavi rengin üzerine sarı bir daire, altta iki tane kahverengi yarım daire, ve o dairelerin arasından geçen koyu mavi bir eğri çizgi, ve geri kalan yerler yeşil olarak yapıldığını ve buna da &#8220;köy manzarası&#8221; denildiğini biliyoruz, çünkü eğitimcilerimiz (ya da ustalarımız diyeyim) bizim mor, pembe, turuncu, turkuaz rengini kullanmamızı istemezler. Çünkü bu farklılıktır ve profesyonellik bunu engeller, çünkü ortada altın yapılmak üzere hazırlanan genç ve tanıdık (torpilli diyelim) bakırlar dolaşmaktadır. Dergiciliğin amacı ise saf altınları bulmak ve açığa çıkarmaktır.</p>
<p>Türk Edebiyatı dergiciliği de bu anlattıklarım çerçevesinde zaten kemikleşmiş bir hal almak zorunda, çünkü yaptığı iş, hedeflediği kitle, hazırlanış amacı belli. İşte tam burada ustalık-çıraklık ilişkisi söz konusu edilmeli. Ustaların sorumluluğu çok fazla ve tabi ki onlar da biliyorlar ki saf altınla uğraşmaktansa daha kolay ve &#8220;istedikleri gibi şekillendirebildikleri&#8221; bakırla uğraşıp altın olarak satmaları daha kolay. Böylece hem kendileri usta olarak kalacaklar hem de bu suçun tüm yükünü çıraklar çekecek. &#8220;Şimdi yok öyleleri&#8221; diye ağlayanlar, altın madenine inmek yerine yukarıdan bakıyorlar ve göremiyorlar. Eğer ki başarısız bir yazar adayı, getirdiği yazıyı göstermek için bir usta bulamıyorsa, bulduğu usta da yazdığı yazıyı sadece &#8220;Olmamış bu&#8221; diyerek çöpe atıyorsa sorun artık yazar adaylarında (bakın yazar demiyorum) değil, altın işlemesi gerekirken hiç bir şeye karışmayan ustalardadır. Saf altın bulmak ne kadar zorsa, karşısına çıkan kötü örneklerden bıkmamak da o kadar zor, ve belki bu yüzden çıraklar kadar ustalar da artık bana ümit vadetmiyor, edemiyor.</p>
<p>Belki de sadece bu yüzden tedirgin olabilirim.</p>
<p>Saygılar, sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alat tarafından</title>
		<link>http://www.yumusakge.com/2009/1-sayi-sorusturma/comment-page-1/#comment-8</link>
		<dc:creator>alat</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 15:47:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yumusakge.com/?p=67#comment-8</guid>
		<description>Usta-çırak ilişkisi ile yürümesi gerek bu (dergilicik) sistem sadece patron-işci ilişkisi ile yürüdüğünden ortalık profesyonel dergicilik denilen bi olaya büründü ,sanırım bunun engellenmesi gerek.İçinde bulunduğumuz zaman ve yaşam tarzına da uyduğu için edebiyat dergileri okuyanın etiketi olmaktan öteye geçemiyor bu bağlamda bi kemikleşme var kanımca.Usta yazarlar şahşı kriterlere göre &quot;usta&quot; olarak değerlendirildiğinden yada beğenildiğinden sanırım her okuycu kendi ustasında umudu görüyordur.
Alternatiflerin çokluğu (ki bulmak için efor gerek ama olsun) içinde bulunduğumuz tedirginliği ortadan kaldırıyor sanırım.
Saygılar..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Usta-çırak ilişkisi ile yürümesi gerek bu (dergilicik) sistem sadece patron-işci ilişkisi ile yürüdüğünden ortalık profesyonel dergicilik denilen bi olaya büründü ,sanırım bunun engellenmesi gerek.İçinde bulunduğumuz zaman ve yaşam tarzına da uyduğu için edebiyat dergileri okuyanın etiketi olmaktan öteye geçemiyor bu bağlamda bi kemikleşme var kanımca.Usta yazarlar şahşı kriterlere göre &#8220;usta&#8221; olarak değerlendirildiğinden yada beğenildiğinden sanırım her okuycu kendi ustasında umudu görüyordur.<br />
Alternatiflerin çokluğu (ki bulmak için efor gerek ama olsun) içinde bulunduğumuz tedirginliği ortadan kaldırıyor sanırım.<br />
Saygılar..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
